Montesquieu - Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir.

İcmal

İcmal Dergisi

28 yıldır yayın hayatına kesintisiz olarak devam eden İcmal Dergisi her ay farklı ve doğru bir gündemle okurlarının karşısına çıkmakta, okurlarını bir mektep misali satırlar arasında yetiştirmeye devam etmektedir.

Okurlar da soğuk su pınarından suyunu kana kana içen susuzların duyduğu hazzı duymaya devam etmektedir.

Gönül ister ki dostlarımızın tamamı bu gönül pınarından kana kana içsin ve nasiplensin. İnsanların hayatlarına yön veren, unutamadıkları anıları, zamanları vardır. Eğitim aldığı kurumlar, örnek aldığı şahsiyetler vardır. Bu bağlamda "İcmal Dergisi" benim ve benim gibi düşünen kimseler için gerçekten de bir mektep konumunda olmuştur.

Fikrim ve gönlüm onunla gıda bulmuş; yazanların, gönüllerinden satırlara aktarabildikleri kadarıyla, istifade edebildiğim kadar istifade etmişimdir.

İcmal Dergisi, başyazar Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosuyla "toplumsal dertleri ve çareyi" tespit edip, daha ilk sayısından itibaren "önce insan" tezini oluşturarak; toplumdaki bütün sorunların kaynağının insan olduğunu, insan meselesini halletmeden hiçbir meselenin çözüme kavuşmayacağını savunmuştur.

Bu konuda yola çıkan gönül erleri, 1983 Eylül ayındaki ilk sayısından, bu güne aynı heyecanla; "gönüllerinden satırlara, satırlardan gönüllerimize", okurlarını eğitmeye devam etmektedirler.

İşte bu yönüyle "İcmal Dergisi" bir sevdadır, bir mekteptir.

Bütün çözümlerde, teşhis önemlidir. Rahmetli Ali Gedik Hocamız daha İcmal Dergisi’nin ilk sayısında "Kalp Üzerine" adlı makalesinde şu tespitlerde bulunmuştu; "Kalp, gerek madde gerekse mana olarak bütün organların, his ve duyguların merkezidir. Teslim edilmedikçe hiçbir gücün hâkim olamayacağı en muhkem ve mahrem komuta merkezidir. Orda mevcut olanı başkasının görmesi, bilmesi ve ona müdahalesi mümkün değildir. Bütün uzuvların yaşaması ve varlık sebeplerini yerine getirmesi tamamen kalbe bağlıdır. Bu bakımdan ilk teslim alınacak ve hiç teslim edilmeyecek olan yer kalptir. Ka'bul-l Ahbar, kalbin uzuvlarla olan münasebetini şöyle anlatır; "Göz, insana yol gösterir. Kulak, gelecek tehlikeleri duyurur. Dil, tercümanlık yapar. Eller, kanat vazifesini görür. Ayaklar da posta hizmetlerini yerine getirirler. Kalp ise bir hükümdardır. Hükümdar huzur içerisinde olursa maiyeti ve ordusu da huzur bulur." Kalbin bütün uzuvlar üzerindeki müessiriyeti ki, bir insanın mümin, kâfir veya münafık olması öncelikle kalbi bir yönelişle başlar. Sonra, ona bağlı uzuvlarda fikir ve aksiyon olarak ortaya çıkar. En basit ifadeler, tavırlar ve hareketler bile kalptekinin ortaya çıkmasından başka bir şey değildir. O halde insanda öncelikle ele alınacak, tanınacak, ihtiyaçları temin edilecek ve her türlü tehlikelere karşı korunacak olan kalptir.

Genel bir çerçeve içerisinde insan ele alındığında ilk iş: Latif, Rabbani ve Ruhani olan kalbin, beşeri ve dünyevi duygulardan, düşüncelerden temizlenmesi, kendi yapısının gereği olan duygu ve düşüncelerin kalbe kazandırılmasıdır. Her mahlûk gibi kalp de eksik ve muhtaç bir karakterde yaratılmıştır. O'nun eksikliği ve ihtiyaçları, ancak Allah'ı bilmek ve sevmek ve O'na ulaşmakla giderilir. Allah'ı bilmek, sevmek ve ulaşmak için de O'ndan haber getiren, O'nu sevdiren ve O'na götüren bir peygamber, elçi, rehber ve yol gereklidir. Bu özetin içerisinde, ilk insandan kıyamete kadar bütün peygamberler, Onların yolundan giden ulemalar, evliyalar ve her birinin yaşadığı, ifade ettiği bir tevhit yolu vardır. İşte bu yolda kalp, kendisine ulaşan haberler çerçevesinde Allah'a ve O'nun rızasına açık, gayrsine kapalı olmak zorundadır." (Ali Gedik / Eylül 1983 / sayı:1 / icmal)

Sözüm ona rahatlığı için her türlü ihtiyacı temin edilen insanoğlunun vücut sultanı kalp ihmal edilmiş ve neticesinde; kendine yabancı, topluma yabancı hale gelmiş, her türlü vahşetin merkezine yine insanın kendisi oturmuştur.

Güzelliklerle donanmış bir kalp sahibi ise, bırakın başkalarına zarar vermeyi, sadece Allah için yaşamış ve yaşatmıştır. Bu kalbin bulunduğu vücut, varlığını insanlığın yararına kullanır, bir mum misali aşk ile yanar, etrafını aydınlatan bir ışık, bir nur olur vesselam…

Toplumsal refahın ve kurtuluşun temeli ve başlangıcı olan insan ve insanda merkez nokta olan kalbin önemine ve eğitimine değinildiği; ferdi ve toplumsal sorunların çözümü hakkında bir mektep olduğuna gönülden inandığım İcmal mektebine siz de kaydolun…

Siz de onun açtığı, satırlardan gönüllere ulaştıran yolculuğunun lezzetini tadın…

İcmal Dergisi’ni; ısrarla arayın, bulun, okuyun, okutun…

(Uğur KEPEKÇİ, İlim, Sevda ve İcmal Dergisi)